You may have to Search all our reviewed books and magazines, click the sign up button below to create a free account.
This book provides a philosophical defence of open borders. Two policy dogmas are the right of sovereign states to restrict immigration and the infeasibility of opening borders. These dogmas persist in face of the human suffering caused by border controls and in spite of a global economy where the mobility of goods and capital is combined with severe restrictions on the movement of most of the world’s poor. Alex Sager argues that immigration restrictions violate human rights and sustain unjust global inequalities, and that we should reject these dogmas that deprive hundreds of millions of people of opportunities solely because of their place of birth. Opening borders would promote human freedom, foster economic prosperity, and mitigate global inequalities. Sager contends that studies of migration from economics, history, political science, and other disciplines reveal that open borders are a feasible goal for political action, and that citizens around the world have a moral obligation to work toward open borders.
As child labour has become an important global issue, there is a constant need for detailed and up-to-date statistics on working children. Statistics and surveys can help determine the extent and magnitude of the problem, identify the factors and reveal its consequences, and generate public awareness of the issue. Child labour surveys include data collected from diverse sources including national population consensus, secondary sources, household surveys and special child labour studies and surveys. Various statistical techniques used for sampling need separate treatment. This manual is concerned with sampling issues arising in the context of household-based child labour surveys. Many techniques discussed in the manual can be useful in the design of more specialized, targeted or sectoral surveys of child labour.
This publication provides country examples and best practices on measuring international labour mobility. It was prepared by a task force composed of experts from national statistical offices, and coordinated by the United Nations Economic Commission for Europe. The aim is to provide guidance and structure to the production of statistics on stocks and flows of international migrant workers and non-resident foreign workers within a country. Such statistics cut across economic, social and demographic domains and rely on a variety of data sources. The publication a) outlines the context and core concepts; b) provides an overview of data availability; c) contains examples from four country case studies; d) provides recommendations for producers of statistics; and e) identifies areas for further development. The publication is primarily designed for use by national statistical offices in producing international labour mobility statistics, as well as users of statistics in these and related fields.
Osmanlı Ortadoğu’yu ve Kudüs’ü kaybederken kendi içimizde bizimle beraber yaşayanlar bizi mağlubiyete taşıyan sonucu tayin etmişlerdi . NİLİ Yahudi yerel istihbarat örgütü, İngiliz ordusuna Osmanlı ordusunun geri planı hakkında bilgi aktarıyordu. Kudüs bu yüzden kaybedilmişti. Bu tarihsel arka planın tanığı Mustafa Kemal Atatürk, Siyonist İsrail Devleti’nin kuruluş sürecinde, 1937 yılında şunları söylemek durumunda kalmıştı: “Şimdi kendimize kâfi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için, İslamiyet’in mukaddes yerlerinin Musevilerin ve Hıristiyanların nüfuzunun altına girmesine mâni olacağız. Buraların Avrupa emperyalizmini...
Also available as "World Biographical Index" Online and on CD-ROM
Elinizdeki kitap, XX. yüzyıl Azerbaycan edebiyatının en yetenekli şair ve dramaturglarından ve en kıymetli şahsiyetlerinden biri olan Hüseyin Cavid Rasizâde hakkında yapılmış bir çalışmadır. Azerbaycan edebiyatının lirik-romantik şairi ve Stalin represiyasının kurbanı olan Hüseyin Cavid, manzum dramın ustasıdır. Azerbaycan romantizminin gelişmesinde önemli rolü vardır. Şairin İstanbul Edebiyat Fakültesi’nde okuması, Rıza Tevfik’den ve dönemin önemli edebiyatçılarından dersler alması, şiirlerini Servet-i Fünûn şair ve yazarlarının etkisiyle İstanbul Tükçesiyle yazması, İstanbul’da bulunduğu yıllarda şiirlerini dönemin dergilerind...
Çeviriler, kültürler arasında yaşanan siyasal, toplumsal, sanatsal, yazınsal, düşünsel ilişkilerin bir aynası niteliğindedirler. Çeviri etkinliği, özellikle, Osmanlı imparatorluğu ile Fransa krallığı gibi başlangıçta iki karşıt inanç, düşünce, yaşam olgusu sergileyen, iki kutup oluşturan toplumlar söz konusu olduğunda da, doğal olarak, bir tarihsel veri niteliği almaktadır. Çeviri kaynakçaları bu ilişkilerin başlangıç ve gelişim süreçleri ile zaman içindeki konumlarını tüm özellikleriyle sergileyen belgelerdir. Sansürlenme, duraklatılma, engellenme, yasaklanma süreçlerini, dolayısıyla çevirinin yapıldığı bağlamın tarihsel konumunu da satır aralarında vererek. Bu kitap, Fransızcadan Türkçeye (Cumhuriyete kadar Osmanlıcaya) değişik alanlarda yapılmış ve yayınlanmış çeviriler, sahnelenmiş çeviri oyunlar ile Türkçe olarak Fransız yazarlar, düşünürler, kuramcılar, sanatçılar, kurumlar… üzerine yazılmış ve yayınlanmış kitapları ve makaleleri yazar adı sırasına göre aktarmaktadır.
Hâce Muhammed Lutfî Efendi’nin Hz. Muhammed (s.a.v.) kokulu şiirlerinin envai renk ve kokularını onun penceresinden müşahede etmeye çalıştık. Lutfî Efendi, Hak aşığı bir mürşid olmasının yanında insanların kendisine kolayca ulaşabileceği, tevazu sahibi kâmil bir mü’mindi. Onun şiir bahçesinde dolaşırken, Allah ve Peygamber aşkından ehl-i beyt sevgisine, aile içerisindeki saygı ve sevgiden toplum bazındaki Allah rızası temelli sevgi ve saygıya kadar, aşka ve sevgiye dair ne varsa görmek mümkündür. İnsan-ı kâmil olma yolunda çıkılması gereken basamakları, tecrübeleriyle taçlandırarak dizelere dökmüştür. O, parlak söz incilerini ilâhî aşkla besleyip, ömür riştesiyle örmüş ve kendisinden sonra da irşada devam eden, Hak yolunda inananlara rehberlik yapan işaret taşlarına dönüştürmüştür. Bu çalışmada, okuyucular Lutfî Efendi’nin şiir bahçesinde gül kokulu bir yolculuğa davet edilmektedir. Ârifâne kıl nazar eş’ârıma baldan leziz Sâye-i lutf-i Mesîhâ ârife cândan leziz Zarf-ı zevkdir her hurûfu kâse-i meydir sözüm Sâf-i dil iç sen de gör bak âb-ı hayvândan lezîz