You may have to Search all our reviewed books and magazines, click the sign up button below to create a free account.
Ebedî olana talip olan, ulaştığı manevi olgunluk seviyesiyle “ölümsüzlüğü tadan” merhum şair Erdem Bayazıt, gazete ve dergi yazılarının yanında hayatının çeşitli dönemlerinde röportajlar da vermiştir. Bu röportajlar, kendi hayatından, düşünce dünyasından ve kavram haritasından kesitler aktaran portreler gibidir. Bunlar, Erdem Bayazıt’ın düşünsel duruşuna tanıklık etmemize imkân veriyor. Bu kitap, ömrünün son 25 yılında kendisiyle yapılmış konuşmalardan meydana gelir ve temel olarak iki başlık altında toplanır: 1) Şiir, Kültür ve Edebiyat Üzerine, 2) İslâm Dünyası ve Siyaset Üzerine. Kitabı okurken Erdem Bayazıt’ın dünyasında derin bir yolculuğa çıkacaksınız; aynı zamanda bu yolculuk esnasında Türkiye’yi ilgilendiren temel meseleler hakkında bir zihin jimnastiği yapmak için pek çok ilham verici sorgulamalar ve önermelerle karşılaşacaksınız.
Türk öykücülüğüne ve düşünce dünyasına yeni fikirler ve boyutlar kazandırarak unutulmaz eserler veren Rasim Özdenören, öykü ve düşüncedeki istikrarlı ve güçlü konumuyla kendinden sonra gelen pek çok yazarı etkiledi. Türkçeyi doğru ve güzel kullanmadaki mahareti, insan ruhunun sırlarına vâkıf olması, gözlemciliği, ayrıntıları yakalamadaki ustalığı, dilde ve muhtevada yerli duruşu her kesimde kabul gördü. Öyküleri; özetlenemez oluşuyla, her defasında yeniyi ve yenilenmeyi yakalamasıyla dikkat çekti. Benliğimizi, bilincimizi tazeleyen, okuyucusunu tekraren kendine çağıran metinler ortaya koydu. Toplumdaki değişmeyi, yabancılaşmayı, u...
Karabatak Gücünü Ay Yıldızdan Alır Milli olunmadan evrensel olunamayacağına dair inancımız, hiçbir zaman değişmedi. Çünkü her sanatın ve sanatçının er meydanı, kendi topraklarıdır. İlk sınavını orada vermeli ve sesinin ne kadar gür ve vicdanlı çıktığını orada göstermelidir. Ancak bunu başardığında, yeryüzü bütün sınırlarını kaldırır da sadece ona dünyanın bütün topraklarını tek bir parça olarak gösterir. Artık yeryüzünün tamamıdır onun vatanı. Milli şuura her zamankinden çok ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde sanatın vazifesini yapmasını istedik ve dosya konumuzu “Millilik ve Evrensellik Arasında Şiir” olarak belirledi...
HER YER KUDÜS Her şehrin kıvılcımları vardır hatırladıkça hafızalara düşen, Kudüs’ün yüzlerce yıldır sönmeyen yangını. Öyle bir beldedir ki burası gören de yanar, görmeyen de. Lut gölüne 24, Akdeniz’e 52 kilometre uzakta gösterir haritalar oysa kalbimizin dibindedir. Deniz seviyesinden 747 metre yüksekteymiş, ah kimseler bilmez asıl yüksekliğini. Kudüs üzerinde bir Kudüs daha olduğuna inanılır, kim bilir kaç Kudüs var Kudüs içinde. Kur’ân’da bir şehir ismi olarak geçmez Kudüs. Bir şehirden daha fazla bir şeydir o. Kâh “el-Mescidü’l-Aksâ”dır adı geçen (İsrâ, 1) kâh “mübevvee sıdk” (Yûnus, 93) ve “el-arzü’l-muk...
BİR USTA NEŞESİDİR SANAT Berber, eline ilk kez makası aldığında elleri onun değil, ustasınınkilerine bürünür bir hata yapmasın diye; ressam fırçasını tuvale ilk defa dokunduracağı vakit, gözleri kendisinin değil, ustasının gözlerine dönüşür ki resmi kâğıda aktarmadan zihninde kusursuzca görsün. Çünkü her iş, bir “bilen” gerektiriyor sanata dönüşebilmek için. Çırak kuşaklar boyu şekillene yontula kıymetlenen cevhere, sanatın teknesinde incelmiş parmaklarıyla dokunursa o elmasa zarar vermeden değerini bir kat daha artırabilir. Çünkü “Gerçek bir talebe, bilinenden bilinmeyeni keşfetmeyi öğrenerek ustasına yaklaşır.”[1] Söz ...
Filoloji Alanında Uluslararası Araştırmalar III
Titriyor sesimiz. Yanımızdakine bile duyuramıyoruz sesimizi. Sislerle örülü coğrafyada yazmak hem zorlaşıyor hem daha bir anlam kazanıyor.. Kuşluk saatlerinde alazlanan, ikindi sularını bereketlendiren, her vakit bizi sınayan, kendimiz olmaya çağıran yüce duyguyla yüzleşmeliyiz. Hemen ve daha sıklıkta yüzleşmeliyiz. Zaman ne kadar ilerlemiş olursa olsun, içimizin sur kapılarını her an aralayıp gelecek olana kendimizi hazırlamalıyız. Sanatın, edebiyatın, kültürün izini sürerek bu hazırlığı yürütebiliriz.. Özgür ortamlar sanatın, edebiyatın boyverdiği, geliştiği en güzel yerlerdir. Eğer inanıyorsak, samimi olarak isteğimizi ortaya koyabiliyorsak bunu başarabiliriz.. İnanarak, samimiyetle.. Ve çok çalışarak..
Türk öykücülüğüne ve düşünce dünyasına yeni fikirler ve boyutlar kazandırarak unutulmaz eserler veren Rasim Özdenören, öykü ve düşüncedeki istikrarlı ve güçlü konumuyla kendinden sonra gelen pek çok yazarı etkiledi. Türkçeyi doğru ve güzel kullanmadaki mahareti, insan ruhunun sırlarına vâkıf olması, gözlemciliği, ayrıntıları yakalamadaki ustalığı, dilde ve muhtevada yerli duruşu her kesimde kabul gördü. Öyküleri; özetlenemez oluşuyla, her defasında yeniyi ve yenilenmeyi yakalamasıyla dikkat çekti. Benliğimizi, bilincimizi tazeleyen, okuyucusunu tekraren kendine çağıran metinler ortaya koydu. Toplumdaki değişmeyi, yabancılaşmayı, u...
Varoluşun Tanıkları, duyarlılıkları, medeniyetimizin her alandaki açılımı olduğu dünya görüşü ile buluşan Mevlânâ, Şeyh Gâlib, Mehmet Akif, Necip Fazıl, Yahya Kemal, Erdem Bayazıt, Nuri Pakdil ve Muhammed İkbal gibi bazı şair, yazar ve sufîlerin eserleri ile ilgili, daha önce başta Hece dergisi olmak üzere, çeşitli edebiyat dergilerinde yayımlanmış ve sempozyumlarda bildiri olarak sunulmuş yazılardan oluşmaktadır. Bu yazıları, söz konusu şair ve yazarların hakikat algıları, varlık tasavvurları ve yaşadıkları tecrübelere ilişkin ilk elden yorumları üzerine geliştirilmiş ikinci bir yorum olarak okumak da mümkündür. Zira bu yazılarda, ele alınan eserin ruhu ve yazarın duyarlılığı ile buluşmak özellikle gözetilen bir ilke olmuştur.
Hakkı, hakikati arayan, bir tarafa tabii değil insanlığa vakıf olan, kalemleri gönülleri kadar güzel olan, nesl-i atinin iman çığlığını duyurmak gayesiyle yola çıkmış bir avuç SAYHA'yız.