You may have to Search all our reviewed books and magazines, click the sign up button below to create a free account.
Hurufilik, Fazlullah tarafından XIV. yüzyıl İran’ında kurulmuş, izleri XVII. yüzyıla kadar Anadolu ve Balkanlarda takip edilebilen mistik ve felsefi bir akımdır. Hurufiliği iki dönemde değerlendirebiliriz: Birincisi, akımın Fazlullah ve öğrencileri tarafından kurulup temellerinin İran ve Azeri topraklarında atıldığı yaklaşık yarım yüzyıllık bir dönemi kapsar. İkinci dönem ise Aliyyu’l A’lâ, Mir (Seyyid) Şerif, Seyyid Nesimî ve Refi’î gibi Hurufi düşünürlerinin Fazlullah’ın ölümünden sonra Anadolu ve Suriye’ye geçmeleriyle başlayıp XVII. yüzyılda Balkanlarda devam eder. Hurufiliğin bu ikinci döneminin Osmanlı topraklar...
None
Bizans otokrasiyle idare ediliyordu, baştaki imparator Havarilere eş, Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcisi, tüm tebaasının hayatını avucunda tutan yarı ilahi bir varlıktı. Bu imparatorlardan bazıları kahramandı, bazıları da canavar; fakat asla silik değillerdi. Sadece bundan ötürü bile bu kitabı yazmak sürekli bir zevkti, fakat mütevazı anlamda, bir borcun ödenmesiydi aynı zamanda. Bizim medeniyetimiz Doğu İmparatorluğu’na ne kadar çok şey borçlu olduğunu asla yeterince değerlendiremedi. Hıristiyanlığın bu Doğu Kalesi olmasaydı, Avrupa’nın VII. yüzyılda Sasani ordularına, VIII. yüzyılda Bağdat Halifesi’nin ordusuna karşı şans...
Nietzsche'nin, eski arkadaşı Paul Rée'nin ahlakın kökeniyle ilgili kitabına (The Origin of the Moral Sensations) yanıt olarak kaleme aldığı üç denemeden oluşan bu kitap, yazarın en uzun soluklu ve iç tutarlılığa sahip çalışmalarından biridir. Kitabı oluşturan denemelerin üçü de İyinin ve Kötünün Ötesinde'de dile getirilen Hıristiyan ahlakı eleştirisini daha ileriye taşımaktadır. "İyi", "kötü" ve "fena" gibi sözcüklerin dilbilimsel analiziyle başlayan birinci denemede Nietzsche, "efendi" ahlakı ve "köle" ahlakı dediği iki kavram arasında karşıtlık kurarak, gücün ve eylemin nasıl da sıklıkla yerini edilginliğe ve nihilizme bıraktığı...
Elinizdeki kitap, V. Mirmiroğlu’nun İstanbul’un fethini Bizanslı bir tarihçi olan Dukas’ın el yazmalarından karşılaştırmalı olarak yaptığı bir çalışmanın ürünüdür. Kabalcı Yayınevi olarak bu değerli çalışmanın gözden geçirilerek yeniden hazırlanan baskısında, mümkün olduğunca ilk baskıya (1956) bağlı kalmaya çalıştık. Yalnızca günümüz kullanımında anlam ikirciliği yaratan ve yaygın olarak kullanılmayan kelimeler sadeleştirildi. Örneğin eserde, âyan kelimesi ileri gelenler anlamında kullanılmıştır; ancak XVIII. yüzyıl Osmanlı Tarihi’nde âyanlık siyasi bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu iki kull...
Zerdüşt otuz yaşına geldiğinde yurdunu ve yurdundaki gölü terk edip dağlara gitti. Orada tininin ve yalnızlığının keyfini çıkardı ve on yıl boyunca bundan yorulmadı. Ama sonunda değişti yüreği — ve bir sabah şafağın kızıllığıyla birlikte kalktı, güneşin karşısına geçti ve şöyle dedi ona: “Sen, ey büyük yıldız! Neye yarardı mutluluğun, aydınlattıkların olmasaydı eğer! On yıl boyunca buralara, mağarama çıktın: ben, kartalım ve yılanım olmasaydık eğer, sen ışığından da, bu yoldan da bıkardın. Ama biz her sabah bekledik seni, taşan nimetlerini aldık ve bunun için seni kutsadık. Bak! Ben bıkkınım artık bilgeliğimden, fazla bal toplamış arı gibi; bu bilgeliğe uzanacak elleri gereksinmekteyim. Ben armağan etmek ve paylaştırmak istiyorum, ta ki insanların arasındaki bilgeler aptallıklarından, yoksullar da zenginliklerinden bir kez daha mutluluk duyana kadar.
İNCELEME
“Ben öyle yüce bir şiir sarayı yükselttim ki; yelden de yağmurdan da zarar görmeyecek. Artık ölmeyeceğim; hep diri kalacağım ben; çünkü sözün tohumunu attım bu toprağa ben.” Şahnâme, doğuya ışık tutan kitap… Gerçekten kitapların şahı… Büyük söz ustası İran ulusal şairi Firdevsi'nin şaheseri…Tam metin halindeki ikinci cildi şimdi güzel Türkçemizde… Orijinal dili Farsça dışında ilk kez Prof. Nimet YILDIRIM tarafından diğer on üç ünlü baskısıyla karşılaştırmalı olarak gerçekleştirilen çeviri eser okurlarımızla buluşuyor... I. ve II. ciltlerle toplam 52.270 dizeden oluşmaktadır.